Oº°''alisuns''°ºO

27/9/2007

"TRANSPARAN KURBAGA"

Japon bilim adamları, bilimsel deneylerde "diri açımı" yapılmasına gerek kalmayacak şekilde iç organları dışarıdan görülebilen saydam kurbağa geliştirdiler.
      Hiroşima Üniversitesi Amfibyen Biyoloji Enstitüsü’nde yapılan araştırmanın başındaki Profesör Masayuki Sumida, hayvanın derisinden organların gelişiminin izlenebildiğini veya bir kanserin başlangıcı ve yayılmasının görülebildiğini belirtti.
      Sumida, denek kurbağayı incelemek üzere kesip biçmeye gerek kalmadan yaşamı boyunca organlarını gözlemleme olanağı sağlayan bu teknik sayesinde araştırmacıların aynı zamanda toksinlerin kemikleri, karaciğeri ve diğer organları nasıl etkilediğini kolayca inceleyebileceklerini kaydetti.
      Japon bilim adamları, şeffaf kurbağayı, normalde toprak rengi olan esmer Japon kurbağasının çok ender görülen akşın türünün üzerindeki genetik değişikliklerle geliştirdiler.
      Bu genetik değişikliğe uğramış amfibyenler normal biçimde çoğalabiliyorlar. Yavruları, ana-babalarının saydamlığını kalıtsal olarak alabilirken, bunların yavruları henüz bilinmeyen bir nedenle çok kısa süre yaşıyorlar.
      Japon genetik mühendisleri, şimdi de vücutlarında bir kanser oluşumu başladığında ışıyan kurbağalar geliştirmeyi planlıyorlar.(27/09/2007 tarihli milliyet gazetesinden alıntıdır.)

23/9/2007

"ANNE OLMAYI ERTELEMEK MUMKUN"

İngiltere'de doktorlar, kısırlık tedavisinde büyük bir gelişmeye imza attı. İngiliz doktorlar, yumurtalık dokusu örneklerinden laboratuvar ortamında insan yumurtası üretilebilecek yeni bir teknik geliştirdi. Tekniğe göre, kadınların yumurtalığından alınacak bir doku örneği laboratuvarda saklanabilecek ve kadın ne zaman çocuk sahibi olmak isterse o zaman kullanılacak.
İki kliniğin uygulamaya hazırlandığı yöntemde, anne olmayı ertelemek isteyen kadının yumurtalıklarından alınan doku örnekleri, bir tür doku bankasında dondurularak saklanacak. Kadının anne olmaya karar verdiği yıllardaysa bu dokulardan laboratuvar ortamında yumurta elde edilmesi mümkün olacak.
Uzmanlar, bu yöntemde kullanılacak yumurtalık dokusunun birkaç milimetrelik bir parça olacağını, ancak bu parçada bile binlerce olgunlaşmamış yumurta bulunduğunu belirtiyor. Kadınların daha sonra anne olmasını sağlayacak bu küçük doku, laparoskopi yöntemiyle yapılacak bir ameliyatla alınacak.
Uygulamanın hazırlıklarının sürdürüldüğünü açıklayan İngiliz kısırlık tedavisi merkezleri, yöntemin 5 yıl içinde kullanılmaya başlanacağını bildirdi.

(23/09/2007 tarihli Milliyet gazetesinden alınmıştır.)

21/9/2007

"CILGIN"

Cılgın

17/9/2007

"KURBAGA"

Eksi 2 derece suda, ölür.
50 derece suda, gene ölür.
Çünkü, 5 derece ile 36 derece arasındaki ısılarda yaşayabilir ancak.
Mesela, 50 derecelik su bulunan kovaya koyun kurbağayı, anında tepki verir, refleksleri çalışır, zıp diye sıçrar, kendini dışarı atar.
Ama...
15 derecelik suya koyun, yavaş yavaş ısıtın, gıkını çıkarmaz. 20 derece, 25 derece... Hiç istifini bozmaz. Normaldir ona göre... 30, 35, 36, 37... Bu yaz sıcaklar fazla olacak herhalde diye düşünür, yeniden mevsim normallerine döneceği umuduyla, oturmaya devam eder. Rehavetle... 40, 41, 42... Vaziyet sakat galiba der, sıçramak için hamle yapar. Nafile! Yavaş yavaş ısıtılan su, kaslarını kullanılmaz hale getirmiştir. Yay gibi bacakları, hamur gibi gevşemiştir... Bi daha dener. I-ıh... İş işten geçmiştir. Kendisini hedef alan değişimi kavrayamamış, geç kalmıştır. Çok geç.
Teslim olur çaresiz...

(17/09/2007 tarihli Hürriyet gazetesi köşe yazarı Yılmaz ÖZDİL'denalıntıdır.)

16/9/2007

"GOCMEN KUSTAN MUTHIS REKOR"

Bilim insanları, Alaska kökenli bir dişi sahil kuşunun, yiyecek veya su molası vermeden hiç durmaksızın Alaska'dan Yeni Zelanda'ya 11.500 kilometre uçtuğunu tespit ettiler.National Geographic kanalının haberine göre, kuşun uçuşunu uydu aracılığıyla izleyen biyologlar, bunun şimdiye kadar tespit edilen molasız en uzun göç uçuşu olduğunu belirttiler.Uzun bacaklı, sırık kuyruklu, çulluğa benzer kuşun seyahatini 9 günde tamamladığını ifade eden bilim insanları, gözlemlerinde bu kuşun inanılmaz dayanıklılığının yanı sıra her yıl güneye göçü sırasında Doğu Asya kıyılarından çok, ıssız bucaksız Büyük Okyanus (Pasifik) üzerinden uçtuğunu tespit ettiklerini kaydettiler.
Gözleme katılan Yeni Zelanda'nın Massey Üniversitesi'nden Phil Battley, kuşun tüm Pasifik'i aşmakta gösterdiği dayanıklılık ve başarının düşündüklerinin çok ötesinde olduğunu belirterek, 70 bin kadar Alaska kuşunun her eylülde anavatanları Alaska'dan Yeni Zelanda'ya göç ettiğini, martta da döndüğünü anımsattı.
Battley ve meslektaşları, geçen yaz Yeni Zelanda'da 16 Alaska kuşuna uydu vericileri takarak araştırmalarına başlamışlardı.Kuşlardan E7 adı verilen biri, 10.200 kilometre uçarak Kuzey Kore-Çin sınırındaki sulak alanlara gelmiş, burada beslenip dinlendikten sonra 5 bin kilometre daha uçarak anavatanı Alaska'ya ulaşmıştı.

(16/09/2007 tarihli Hurriyet gazetesinden alıntıdır)

« Önceki :: Sonraki »
Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us
Google