Oº°''alisuns''°ºO

31/8/2007

"PARANTEZ KAPANIRKEN"

Sayın Ahmet Necdet Sezer
Cumhurbaşkanım,
On bir yılı dolduran köşe yazarlığımda, Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek makamına iki açık mektup yayınladım. Birincisi selefinize olup, “Sayın Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı” hitabını taşıyordu. İkincisi, okumakta olduğunuzdur.
Siz, Sayın Sezer, benim ilk ve son “cumhurbaşkanım”sınız.
1937’de ileriye dönük açılan “laik” cumhuriyet parantezinin başında değil, ortasında doğmakla, ne yazık ki geriye dönük kapanışın bir tanığıyım.
Seçme hakkımı ilk kez 1973’te kullandım. 1970 darbesiyle yıkılan Türk demokrasisi doğrulmaya çalışıyor, ancak “kan yarası” almış ülkenin üzerinde bir askeri cuntanın gölgesi kalkmadan yeni bir darbenin gölgesi uzuyordu ve meclisin “orduya hoş görünmek için” cumhurbaşkanlığı makamına seçtiği Fahri Korutürk’ü, kusursuz devlet adamlığına rağmen, salt “asker kökenli” oluşu nedeniyle “cumhurbaşkanım” olarak benimsemedim, benimseyemedim.

1980’de kendisini ilan edip kendisini oturttuğu cumhurbaşkanlığı koltuğunu, 1982’de “halka oylatan” darbeci general Kenan Evren, benim indimde bir zalimdir. 100 bin kişinin işkenceden geçirilip, tespit edilen ölülerden gayri 360 cesedin bulunamadığı, 50 gencin idam edilip 16 yaşındaki Erdal Eren’i asabilmek için önce yaşının büyütüldüğü bir ülkenin en üst sorumlusuna, bırakın “cumhurbaşkanım” ne “sayın” diyebilirim ne de “cumhurbaşkanı.”
Zaten demedim.
7 Kasım 1982 günü, fısıldanan tüm tehditlere, estirilen tüm korkulara rağmen sandıklardan, Kenan Evren’in devlet başkanlığına da anayasasına da “kıpkırmızı” çıkan 1 milyon 564 bin 761 halkoyundan biri, benimdir.
Bir başka deyişle Sayın Cumhurbaşkanım, yurttaşınız olarak azınlıkta kalmaya alışığımdır. Yüzde 20’lerden önce, yüzde 8,3’leri görmüş ve onların arasında yerimi almışımdır.
Turgut Özal da benim cumhurbaşkanım olmadı. Süleyman Demirel de.
Birincisi Kenan Evren’in yarattığı, ikincisi Kenan Evren’i yaratan adamlardandı. İyilikleri olmuş, kötülükleri olmuş, başbakanken yaptıkları hataları cumhurbaşkanıyken tekrarlamamışlar ya da tersi, hiç fark etmez. En azından şahsım için fark etmiyor. Onlar, Evren’le birlikte Türkiye’yi bugünlere ve Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst makamını sizden sonra işgal edecek zihniyete taşıyanlardır.
Süleyman Demirel gibi, o da adam olur, diyorlar. Zaten zihniyet de “değiştim, değiştim, vallahi laikim, billahi Atatürkçüyüm,” diye dolanıp duruyor kapı kapı.
Ama ben bir yurttaş olarak, temel değerlerini çürütüp, içini oyup, hukukunu çiğnedikleri cumhuriyeti, başına geçince sahip çıkıp korumaya kalkanlardan bıktım. Makamın gelmeden önce hak edilmesi gerektiğine inanıyorum, geldikten sonra değil.
Hayatta her şey ödenir. Geçmişin de bir bedeli olması, nedamet bile getirse, bir devletin kendisini yıkmak için yola çıkan zihniyete emanet edilmemesi gerekir...di.
İşte siz, Sayın Necdet Sezer, bulunduğunuz makamda üniformasını çıkarmak ya da geçmişini inkâr ve değişmek zorunda kalmayan, öncesi sonrasından farklı olmayan duruşunuzla, yurdumun tanık olduğum tarih diliminde, benim “cumhurbaşkanım” diyebildiğim tek devlet başımsınız.
Siz, Sayın Cumhurbaşkanım, hiç “adam gibi” yapmak zorunda kalmadınız, çünkü adamsınız. “Vakur gibi” yapmadınız, çünkü vakursunuz. “Laik gibi” yapmak zorunda kalmadınız, çünkü laiksiniz. “Aklanmış gibi” yapmak zorunda kalmadınız, çünkü hiç karalanmadınız! Makamınıza layık olmaya çalışmanız gerekmedi, çünkü layıktınız.
Demek cumhuriyetin laiklik bekası, buraya kadarmış, Sayın Cumhurbaşkanım.
Türkiye yine var olur, cumhuriyet de nicelik ve nitelik değiştirip sürer bir zaman daha. Ama artık asla laik olmayacak, olamayacak.
Atatürk’ün açtığı, belki de hiç açılmaması gereken, çünkü hak edilmemiş bir utku parantezinin, sizinle kapanması onurlu bir sondur, Sayın Cumhurbaşkanım. Yedi yıldır bize verdiğiniz onur için, sağolun.

               (28/08/2007 Tarihli Vatan Gazetesindeki Mine KIRIKKANAT'tan alıntıdır.)

23/8/2007

"FELCLI HASTALARA KOK HUCRE UMUDU"

Kök hücre tedavisi omurilik felçlerinde çoğunlukla olumlu sonuç veriyor. Tedavinin Türkiye'deki başarı oranı ise yurtdışına göre daha fazla...

   Dünyaca ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Haluk Deda, kök hücre tedavisinin ALS hastaları ile omurilik felçlilerinde etkili olduğunu belirterek, Türkiye'deki başarı oranının yurtdışına göre daha fazla olduğunu belirtti. Nöroşirürji uzmanı Prof. Dr. Haluk Deda, uyguladıkları bir yıllık kök hücre tedavisi sonrasında "Amyotrofik lateral skleroz" (ALS) hastalarının yüzde 70'inde, omurilik felçlilerinin de yüzde 50'sinde belirgin bir iyileşme sağlandığını açıkladı.

  ”EN İYİ SONUÇLAR TÜRKİYE’DE ALINIYOR”
  Türkiye'de bir yıllık sürede ALS hastalarında elde ettikleri bulguların ABD'de deki Dünya Kök Hücre Kongresi'nde ele alındığını belirten Deda, "Bir sinir sistemi hastalığı olan ALS ve omurilik hastaları açısından en iyi sonuçlar bizim hastalarımıza ait. Bundan ülkem ve bilim dünyam adına mutluluk duyuyorum" dedi. Bir yıllık takip sonunda kök hücre tedavisi yapılan 13 ALS hastasının yüzde 70'inde belirgin bir iyileşme meydana geldiğini anlatan Deda, bu oranın şu ana kadar belirlenen yüzdelerin çok üzerinde olduğunu söyledi. Deda, "Tabii her hastanın bu uygulamadan sonra yüzde yüz hastalıktan kurtulacağı anlamı çıkarılmamalı. Ama çok sayıda hastada bir uygulamadan sonra bile ciddi iyileşme sağlanıyor" diye konuştu.

25/6/2007

"TATILDEYIM"

Yasasın tatil goruşmek uzere...

13/6/2007

"GAY YAPAN BOMBA"

Düşman askerlerini ‘gay’ yapan gizli bomba projesi ortaya çıktı!

      Berkeley Üniversitesi’nden bir grup uzman ABD ordusunun gizli kayıtlarına girdi ve atıldığı zaman düşman askerlerini gay yapacak bir bomba projesinin planlarını ortaya çıkardı.
      ‘Bilgi edinme hakkı kanunu’ yoluyla Ohio Hava Kuvvetleri üssünde ‘gay bombası’ projesi çalışmalarının yapıldığını öğrenen California, Berkeley Üniversitesi uzmanları bu haberi San Fransisco’daki KPIX televizyon istasyonu aracılığıyla tüm dünyaya duyurdu.
      Tohumları 1994 yılında atılan proje düşman askerlerinin üzerine atıldığında erkeklerin birbirlerine karşı cinsel istek duymasını sağlayan bir kimyasal ‘aşk bombası’ niteliğinde. Hava Kuvvetleri aktif olarak uygulamaya geçilmeyen ‘gay bombası’nın varlığını kabul ederken projenin, etkiye geçtiği zaman düşman askerlerinin savaşmak yerine birbirleriyle seks yapmasını sağlamasını hedeflediğini bildirdi.

(13/06/2007 TARIHLI MILLIYET GAZETESINDEN ALINTIDIR)

10/6/2007

"FARKLI ANNELERDEN DOGAN IKIZLER"

Kocanın spermleriyle döllenen yumurtalardan biri karısınınrahmine, diğeri ise taşıyıcı annenin rahmine yerleştirildi. Bu ilginç yöntemle dünyada ilk defa farklı annelerden ikiz kardeşler doğdu...
      İngiliz gazetesi Daily Mail’in haberine göre, Amy-George Bernaba çifti, oğulları Jeremy’ye kardeş getirmek için 12 yıl tüp bebek tedavisi gördü. Amy’nin yumurtalarıyla George’un spermleri laboratuvarda döllendi. Amy’nin (40) sağlık problemleri nedeniyle ilk kez farklı ve çarpıcı bir yöntem uygulandı.
      Döllenen yumurtalardan biri Amy’nin, diğeri taşıyıcı anne Torry Keay’in (31) rahmine yerleştirildi. Hamile kalan 2 kadından Amy ikiz kız bebeklerden Lauren’i, Torry ise Hannah’ı doğurdu. Amy-George Bernaba’nın bebekleri, böylece dünyada farklı annelerden doğan ilk ikiz kardeşler olarak tıp tarihine geçti

« Önceki :: Sonraki »
Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us
Google